Giriş: Phrasal Verbs Neden Önemli?
Phrasal verbs, İngilizce’de anlamı güçlü biçimde değiştiren yapılardır. Örneğin break “kırmak” demektir; ancak break down bağlama göre “arızalanmak”, “duygusal olarak çökmek” ya da “bir şeyi parçalara ayırıp açıklamak” anlamına gelebilir. YDS’de bu yapıların en büyük “tuzağı”, kelime kelime çeviriyle ilerleyince anlamın kaçmasıdır. Bu yüzden Phrasal Verbs çalışırken ana hedef şudur: bağlam + anlam.
Temel Mantık:
- • Verb + Particle: Parçacık (up, down, off, out, after vb.) fiilin anlamını değiştirir.
- • Inseparable: Nesne araya girmez (look after, come across, run into gibi).
- • Separable: Nesne araya girebilir (pick up, turn off, put off gibi).
- • Önemli kural: Separable bir yapıda nesne zamirse mutlaka araya girer: pick it up (❌ pick up it).
- • Two-particle: İki parçacıklı yapı (look forward to, put up with, look down on gibi).
BÖLÜM 1: COMMON PHRASAL VERBS (Sık Kullanılan Phrasal Verbs)
1. BREAK DOWN (Arızalanmak / Çökmek / Açıklamak)
Anlam:
- • (Makine/araç) arızalanmak
- • duygusal olarak kontrolü kaybedip çökmek
- • bir konuyu/parçayı “adım adım” açıklamak (break something down)
Örnekler:
- • The car broke down on the highway. (Araba yolda arızalandı.)
- • She broke down after hearing the news. (Haberi duyunca çöktü.)
- • Let me break down the main arguments. (Ana argümanları adım adım açıklayayım.)
Not:
- • “Arızalanmak” anlamında genellikle nesnesiz kullanılır.
- • “Açıklamak” anlamında çoğu zaman nesnelidir: break the topic down.
2. BREAK UP (Ayrılmak / Dağıtmak)
Anlam:
- • (İlişki) ayrılmak
- • (Kalabalık/kavga) dağıtmak, sonlandırmak
- • (Yapı/buz) parçalanmak
Örnekler:
- • They broke up last month. (Geçen ay ayrıldılar.)
- • The police broke up the crowd. (Polis kalabalığı dağıttı.)
- • The ice broke up in spring. (Buzlar baharda parçalandı.)
3. BRING UP (Yetiştirmek / Konu Açmak)
Anlam:
- • (Çocuk) yetiştirmek
- • bir konuyu gündeme getirmek, bahsetmek
Örnekler:
- • She brought up three children. (Üç çocuk yetiştirdi.)
- • Why did you bring up that issue? (Neden o konuyu açtın?)
Öznitelik:
- • Separable
- • “Yetiştirmek” anlamında “raise” ile yakındır.
4. CARRY ON (Devam Etmek)
Anlam: Bir işi sürdürmek, devam etmek.
Örnekler:
- • Carry on with your work. (Çalışmana devam et.)
- • I'll carry on reading. (Okumaya devam edeceğim.)
Not:
- • “continue” ile çok yakındır.
- • Genellikle inseparable gibi kullanılır (nesne araya girmez).
5. CATCH UP (Yetişmek / Açığı Kapatmak)
Anlam:
- • birine yetişmek (catch up with someone)
- • birikmiş işleri/eksikleri tamamlamak (catch up on work)
- • bir süredir görüşmediğin biriyle “güncelleşmek” (Let's catch up.)
Örnekler:
- • I need to catch up on my work. (Birikmiş işlerimi toparlamam gerekiyor.)
- • She caught up with him. (Ona yetişti.)
- • Let's catch up soon. (Yakında görüşüp konuşalım.)
6. COME ACROSS (Tesadüfen Bulmak / Karşılaşmak)
Anlam: Bir şeye/kişiye beklenmedik şekilde rastlamak.
Örnekler:
- • I came across an old friend yesterday. (Dün eski bir arkadaşıma rastladım.)
- • I came across an interesting article while researching. (Araştırma yaparken ilginç bir yazıya denk geldim.)
Öznitelik:
- • Inseparable
- • YDS okuma parçalarında sık görülebilir (discover/encounter anlamında).
8. GIVE UP (Vazgeçmek / Bırakmak)
Anlam: Pes etmek, bir alışkanlığı bırakmak.
Örnekler:
- • I gave up smoking. (Sigarayı bıraktım.)
- • Don't give up too easily. (Çabuk vazgeçme.)
Öznitelik:
- • Çoğu kullanımda inseparable gibi davranır (give up + V-ing / noun).
- • “quit” ile yakındır.
18. LOOK FORWARD TO (Sabırsızlıkla Beklemek)
Anlam: Bir şeyi istekle, heyecanla beklemek.
Örnekler:
- • I look forward to hearing from you. (Sizden haber almayı sabırsızlıkla bekliyorum.)
- • We look forward to meeting you. (Sizinle tanışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.)
YDS için kritik not:
- • to burada “-e/-a” değil, edattır.
- • Bu yüzden arkasından V-ing gelir: look forward to hearing.
24. PUT UP WITH (Katlanmak / Tahammül Etmek)
Anlam: Bir şeye katlanmak, tolere etmek.
Örnekler:
- • I can't put up with his behavior. (Onun davranışına katlanamam.)
- • She puts up with a lot. (Çok şeye tahammül ediyor.)
Öznitelik:
- • Two-particle (with)
- • Inseparable
Phrasal Verbs Özet Tablosu
Aşağıdaki tablo, YDS’de en sık karşına çıkabilecek Phrasal Verbs'i hızlıca taraman için hazırlandı. Çalışırken şuna odaklan: “Cümlede neyi anlatıyor?” Çünkü doğru seçenek çoğu zaman “eş anlam” değil, bağlama en iyi oturan anlam olur.
| Phrasal Verb | Anlam | Örnek |
|---|---|---|
| Break down | Arızalanmak / Çökmek | The car broke down on the way. |
| Break up | Ayrılmak / Dağıtmak | They broke up last year. |
| Bring up | Yetiştirmek / Konu açmak | She brought up an important point. |
| Carry on | Devam etmek | Carry on with your work. |
| Catch up | Yetişmek / Açığı kapatmak | I need to catch up on my tasks. |
| Come across | Rastlamak / Tesadüfen bulmak | I came across an interesting report. |
| Give up | Vazgeçmek / Bırakmak | He gave up trying. |
| Go on | Devam etmek | Please go on. |
| Grow up | Büyümek | He grew up in a small town. |
| Hang on | Beklemek / Tutunmak | Hang on a second, please. |
| Hang up | Telefonu kapatmak | Don’t hang up. |
| Hold on | Beklemek / Dayanmak | Hold on, I’ll be right back. |
| Keep on | Devam etmek | Keep on practicing. |
| Look after | Bakmak / İlgilenmek | She looks after her parents. |
| Look at | Bakmak / İncelemek | Let’s look at the results. |
| Look for | Aramak | They are looking for a solution. |
| Look forward to | Sabırsızlıkla beklemek | I look forward to hearing from you. |
| Look up | Sözlükten/İnternetten araştırmak | Look the word up in a dictionary. |
| Make up | Uydurmak / Telafi etmek / Barışmak | He made up an excuse. |
| Pick up | Almak / Toplamak | Pick it up, please. |
| Put off | Ertelemek | They put off the meeting. |
| Put on | Giymek / Takmak / Açmak | Put on your coat. |
| Put up with | Katlanmak | I can’t put up with the noise. |
| Run out | Tükenmek | We’ve run out of time. |
| Show up | Ortaya çıkmak / Gelmek | Nobody showed up for the interview. |
| Shut down | Kapatmak (faaliyeti durdurmak) | The factory was shut down last year. |
| Slow down | Yavaşlamak / Yavaşlatmak | The economy slowed down significantly. |
| Speed up | Hızlanmak / Hızlandırmak | New measures sped up the process. |
| Start up | Başlatmak | He started up the computer. |
| Take after | Benzemek | She takes after her father. |
| Take off | Çıkarmak / Havalanmak | The plane took off on time. |
| Take on | Üstlenmek | She took on extra responsibility. |
| Take over | Devralmak / Kontrolü ele almak | A larger firm took over the company. |
| Throw away | Atmak | Don’t throw it away. |
| Turn down | Reddetmek / Kısmak | They turned down the offer. |
| Turn off | Kapatmak | Turn off the lights. |
| Turn on | Açmak | Turn on the TV. |
| Turn up | Ortaya çıkmak / Yükseltmek | He turned up unexpectedly. |
| Wake up | Uyanmak / Uyandırmak | I woke up early. |
| Work out | Çözmek / Sonuca varmak | They worked out a solution. |
En Sık Yapılan Hatalar
1. Separable / Inseparable Ayrımını Karıştırmak
YDS’de bu ayrım bazen doğrudan değil, cümle içindeki doğru dizilim üzerinden ölçülür. En kritik nokta şudur: Separable bir fiilde nesne zamirse, zamir mutlaka araya girer.
❌ YANLIŞ
Pick up it.
Look my keys for.
✓ DOĞRU
Pick it up. (zamir araya)
Look for my keys. (inseparable)
2. Look Forward To + Doğru Formu Unutmak
Bu yapı YDS’de çok sık “form” sorusu olarak gelir. Buradaki to edattır ve ardından V-ing gelir.
❌ YANLIŞ
I look forward to hear from you.
✓ DOĞRU
I look forward to hearing from you.
3. Benzer Görünen Phrasal Verbs'ü Birbirine Karıştırmak
YDS’de seçenekler çoğu zaman bilinçli şekilde birbirine benzer verilir. Bu yüzden “tek kelime ezberi” değil, anlam farkını netleştirmek gerekir.
❌ KARIŞANLAR
take after / look after / look up to
put off / put on / put up with
✓ NET AYRIM
take after = benzemek
look after = bakmak/ilgilenmek
look up to = saygı duymak
4. Run Out / Run Out Of Farkını Kaçırmak
run out “tükenmek” demektir; ancak “neyin tükendiğini” söylemek istediğinde genellikle run out of kullanırsın.
❌ YANLIŞ
We run out milk.
✓ DOĞRU
We've run out of milk.
YDS’de Phrasal Verbs Nasıl Karşına Çıkar?
Okuma & Kelime Soruları
- • Parçada geçen Phrasal Verbs anlamını bağlamdan çıkarma
- • Yakın anlamlı seçeneklerle ayırt etme (encounter/discover vs. come across)
- • “Tone / purpose” sorularında ana fikri destekleyen fiilleri yakalama
Dilbilgisi & Cloze Test
- • Doğru edatı seçme (look forward to, put up with)
- • Doğru formu seçme (look forward to V-ing)
- • Separable yapıda nesne konumu (özellikle zamir kuralı)
Pratik Örnekler (YDS Tipi) – 2 Soru
Soru 1: "I _____ hearing from you soon."
A) look forward for B) look forward in C) look forward to D) look forward at
Cevap: C) look forward to
Açıklama: Buradaki to edattır; bu yüzden ardından V-ing gelir: “hearing”.
Soru 2: "The meeting was _____ because of the weather."
A) put off B) put on C) put up with D) put out
Cevap: A) put off
Açıklama: “Ertelemek” anlamı put off ile verilir. Diğer seçenekler farklı anlam taşır.
Sonuç: YDS için Altın Kurallar
Separable (Nesne araya girebilir)
- ✓pick up, turn off, put off, take off gibi yapılarda nesne yer değiştirir.
- ✓Nesne zamirse mutlaka araya gelir: pick it up.
Inseparable (Nesne araya giremez)
✓ look after, come across, take after, run out (of) gibi yapılarda nesne “ortaya” girmez.
Two-particle (to / with / on vb.)
- ✓ look forward to + V-ing
- ✓ put up with (katlanmak)
- ✓ look down on (aşağı görmek)
- ✓ run out of (… tükenmek)
YDS için en iyi yaklaşım
✓ Her fiili tek tek ezberlemek yerine, sık çıkan kalıpları öğren ve her zaman bağlamdan anlam çıkar. Şüpheye düştüğünde şu soruyu sor: “Bu cümlede anlatılmak istenen eylem ne?”
💡 Son İpucu:
YDS’de Phrasal Verbs, çoğu zaman anlam ve doğru edat üzerinden ölçülür. Özellikle look forward to + V-ing kalıbını ve zamir kuralını (pick it up) mutlaka sağlamlaştır.
⚠️ Dikkat:
- 1. “Kelime kelime çeviri” Phrasal Verbs'de en çok hata yaptıran alışkanlıktır.
- 2. Benzer görünen yapılar (take after / look after / look up to) seçeneklerde özellikle yan yana gelir.
- 3. Separable yapılarda zamir kuralını kaçırmak doğrudan yanlış seçeneğe götürür.